9 Mayıs 2010 Pazar

Anneler Gününüz Kutlu Olsun

 annem3 annem

15 yıl önce  birşeyler karalamışım not defterime annem için. Hani herkesin vardır ya; bir anı kutusu. Onu karıştırırken tam da bugün karşıma çıktı. Tesadüf mü? Kader mi?  Bilemem… Oysa ‘Russian Tea Cakes’ tarifini hazırlamıştım bugün  yayınlamak için.

Okudum gülümseyerek; biraz çocukça, biraz gençlik rüzgarları dolu, biraz çilekli ama hala aynı ben. Satır aralarında, virgülün hemen kenarında, üç noktanın yanında…

Noktasına, virgülüne dokunmadan 15 yıl önceki Beyza’dan Annesine Sevgilerle…

Çilek Reçeli ve Annem

İncileri severdim çocukken. Annemin de incileri vardı sıra sıra, parlak parlak, güzel güzel. Annemin hala incileri var. Ben artık çocuk değilim. İnciler hala güzel, hala sıra sıra ve hala parlaklar asil oldukları kadar. Şimdi benim de incilerim var. Damla damla, ıslak ıslak, buz rengi incilerim. Buz gibi soğuk ama yakan yanağımı değdikçe tenime.

Aynaya bakıyorum yüzümde incilerle. Gözlerim yine eskisi gibi parlıyor mu? Eskiden parlıyor muydu? İnciler eskisi kadar yakışıyorlar mı bana? Yoksa onlar mı soldurdu gül pembesini annemin?

Gözlerimi açıyorum; sabah olmuş. Mis gibi çilek kokuları geliyor mutfaktan. Annem toplamış olmalı. Ne kadar da severim çilek kokusunu. Sessizce bakıyorum mutfak kapısından.
Kısaca bir etek giymiş annem, saçlarını toplamış. Boynundaki incilere takılıyor gözlerim. Neden sonra farkediyorum yüzündeki incileri?

Benim yüzümden mi? diye geçirirken aklımdan o korkunç sesle irkiliyor annem. Kaçıyorum, görmesin diye benim incilerimi. Bakınıyor etrafına ama göremiyor beni. Sonra birlikte görüyoruz kırılan parçaları aynanın.

-Gül pembem, gül pembem... Uyan.

Korkuyla açıyorum gözlerimi. Güzel annem başucumda. Beni uyandırmaya çalışıyor. Sarılıyorum ona konuşmadan. Gülümsüyoruz. Koşup gidiyorum sonra mutfağa. Peşimsıra annem geliyor; boynunda incilerle... Gülümsüyor bana ve bak diyor.

-Reçel yaptım sana. Çilek reçeli... Uykunda sayıklıyordun ya hani?

Sarılıp öpüyorum onu.

-Seni seviyorum. Çileklerden çok seviyorum seni.

Ansızın asılıyorum boynundaki kolyeyi. İnciler teker teker dökülüyorlar yere. Parlak parlak, güzel güzel... Sarılıp çıkıyoruz mutfaktan. Ve kapatmıyoruz ocağı. Üstünde reçel- çilek reçeli- kaynayan.

Hiç yorum yok: